29 Ağustos 2017 Salı

Mektup- a.kadir


Sevgili Osman abim,
O talihsiz yaşama isteği arzusundan sonraki hüsran üzerine her yerde seni aradım.
Kirkor ile kapısını çalmadığımız han-hamam kalmadı.Ne bir adres ne de bir iz bırakmışsın arkandan.
Sonradan duydum ki hız ile unutma arasındaki formülün keşfi kendini kendini yavaşlamanın anımsatıcı yükünden azad etmişsin.

Sevgili Osman abim,
Düşündüm de benim güzel abim unutmak için yürüyüşünü hızlandırmış ise vardır bir bildiği. Derken ben de hızlanmaya başladım senin tecrübelerinin ayak izlerinden. Taaa ki bir gün yorgunluktan hitap düşüp uyuyakaldığım bir sessizlikte gördüğüm rüyada bana seslenen o gölgenin sesini işitene dek.
Gözlerimi açtığımda istemsiz bir yavaşlama ile birlikte belleğin anımsama zevkine erdim. Yaşanmış olanın acı tadı gitmişti ağzımdan. Tuhaf pürüzlü bir yol olmuştu belleğim.Her adımda durup geride bıraktığım ayak izlerime bakıp yoluma devam ettim.
Osman abim,
hızın kibri ile beceremediğimizi, sezgi ve yavaşlık ile başaracağımız aydınlığı ile yoluma devam etmeye karar verdim. Olurda denk gelirsek  yağmurlu bir gün hanın birinde beni iliklerine kadar ıslanmış olarak göreceksin. Yağmurun rahatlatıcı, temizleyici etkisi sinmiş yüzüme durup sana bakacağım.Umarım sen de gördüğüm, kaçarken yağmurdan üstüne sıçrattığın çamur olmaz.
Kim bilir belki iki kadeh üzüm suyu içer, zamanın şarabından konuşuruz. Kalmış ise bir tat.
Kal sağlıcakla.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder