BİR BAYRAM GÜNÜ

Yaz mevsiminin o serin sabahında gözümden akan uykuyu alan meleksi sesini her bayramda duyarım.
"Oğlum kalk minibüs gelmek üzere".
Tüm çetin yolcuğun ardından, şehrin o kalabalığı arasından o keçileri kovalarken ki halini de anımsarım her bayram.
Pazarda saatler ilerledikçe emeğine olan saygından gözün gibi sakındığın o hayvanları kadirbilmez birine vermek istemediğini de anımsarım.
Bir aracı gelir giderdi. Alıcı getirirdi her seferinde bağırır çağırırdınız birbirinize üç kuruş için. Ben kızardım sana babam.Çünkü bir an önce hayvanları satıp şehrin bayram pazarına gitmek isterdim.
Şimdi anlıyorum seni. O koca burunlu,göbekli aracının derdi sen ya da alıcı değildi .Onun derdi alacağı aracı parası idi.
Her anlaşmazlıktan sonra benim gözlerime bakar gözlerinle" az bekle hakkımız olanı alıp gideceğiz, istediğin bayramlığı alacağız" derdin.
Ben susardım. Acıkmıştım baba.Şehrin beyaz tırnaklı ekmeğini hayal ederdim sen kavga ederken o akbaba tüccarlarla. Kızardım sana affet.
Bana satttığın hayvanlardan verdiğin parayı da unutmadım babam.Cebime tıkıştırırken onları elini tutup sana sarılmak istediğimi de..
Bir lokantaya gitmiştik.Birer çorba içip kalkmıştık. Sen alışveriş yaparken ben bir ara senden uzaklaşmış ilk korsan kasetimi almış cebime atmıştım.Görmeni istememiştim.Sebebini bilsem de anlam veremezdim.Çok sonra acı deneyimlerle anladım.Kendi dilinde şarkı dinlemenin sakıncalı olduğu zamanlarmış.
Elimden tutup beni pazarcıların yanına götürdüğün zaman sevinçten havalara uçuyordum.Rengini unutmuyorum babam. Mavi bir pantolon almıştın.Seyyardan aldığımız için deneme şansımız yoktu.Boyunu ölçmüş bu olur deyip poşetleyip elime tutuşturdun.
Büyük kapının önünde buluşmak üzere ayrıldık senle.
İçim kıpır kıpırdı.Koynumda yeni pantolonum ne yapacağımı bilememiştim. Fırat kenarında bir kuytu bulup denemek istedim.Bir kuytuya gizlenip açtım pırıl pırıl parlayan pantolonumu kirletmemeye özen gösterip giyindim.Çocukluk bu ya unuttum o an her şeyi bir kayanın üstüne çıkıp akan suya daldım. Bir ara ayağa kalkıp bir kayanın üstüne seğirtmeye çalışırken ayağım kaydı ve suya düştüm.Azgın akıntıdan kayaya tutunup çıktığımda pantolonumun yırtıldığını gördüm. Ağlıyordum.Bunu sana söyleyemezdim.
Eve döndüğümüzde ilk işim annemi kenara çekip durumu anlatmak oldu.
Anneler baba..Anneler her zaman çocuklardan yanadır. Kalpleri ile sevdikleri için mantığın dünyasını pek umursamazlar. Gözlerimden öpüp almıştı elimden pantolonumu.
Ertesi sabah bayram namazı saatini beklemeden yataktan fırladığımda annem pantolonu kurutmuş,dikmiş hazır etmişti.
Tiril tiril parlayan pantolonumu giyip altına çektiğim lastik potinlerimle senin peşinden koşturduğum günü de unutmadım.
Unuttuğum tek şey şu sevgili babam:biz ne ara büyüdük de unuttuk bir pantolon ile mutlu olduğumuz zamanlarımızın da olduğunu.
Ellerinden öperim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder