Güzel nedir diye bugün sokaklara çıksak muhatap aldığımız insan sayısı kadar farklı cevaplar alırız. Bu kadar göreceli bir kavram üzerinde fikir birliğine varmak hiç de kolay olmasa gerek. “Güzel” derken aklımıza insan güzelliği gelmesi doğal. Yalnız konumuz insan güzelliği değil. Konumuz insan eli yapılmış yapıların güzelliği. “Nerden çıktı bu şimdi” deyip tepemi attırmayın efendiler.. Anlatacağım tane tane. Tarihin babası Homeros amcanın tarih bilgisi çok gezmişliğinden gelir. Görüp göreceği her yeri gezdikten sonra şarabı kaçırdığı bir gün dostlar sofrasında kendisine “Homer o kadar gezdin gördün deyiver hele dünyanın en güzel yeri neresidir” diye işgüzar biri sorar. O an aklına o kadar çok yer gelir ki bunlar arasından bir yer seçmekte çok zorlanır. Bunun üzerine aklına dünyanın en güzel yerlerini sıralamak ve bunu kayıt altına almak gelse de ömrü yetmez amcamın. Tarih m.ö 5.yy. Homer amcadan tam üç yüzyıl sonra Sidon’lu Antipatrus “Dünyanın Yedi Harikası “ diye bir kitap yazar. İşte o kitapta sayılan yedi harika günümüze de bilinen Dünyanın Yedi Harikası olarak kabul görmüştür. Bunlar;
1. Keops Piramidi
2. Babil’in Asma Bahçeleri
3. Artemis Tapınağı
4. Zeus Heykeli
5. Rodos Heykeli
6. İskenderiye Feneri
7. Bodrum (Halikarnas) Mozolesi
Bunlar aynı zamanda “Dünyanın Antik Yedi Harikası” olarak da anılmaktadır. Benim dert edindiğim, şimdilik, Artemis tapınağı. Neden derseniz kalıntılarını gördüğüm tek yer orası şimdilik. Artemis Tapınağı İzmir’in 50 km uzağındaki Selçuk ilçesi sınırları içinde bulunmaktadır. M.Ö 550 yıllarında Giritli yapıcılar tarafından nerede ise tamamı mermerden yapılmış.
115 metre uzunluğunda 55 metre genişliğinde bu güzellikte bir yapı..
Antpatros " Babil’in asma bahçelerini, Zeus'un heykelini, Mısırdaki piramitleri gördüğünü ama Artemis Tapınağını gördüğü zaman çok farklı duygular yaşadığını belirtmiş. "Artemis Tapınağını gördüğüm zaman diğer harikalar tüm parlaklıklarını kaybetti. Olympos' un dışında Güneş hiç bu kadar büyük bir şeye bakmadı" demişliği vardır. Bir ibadethane olmanın ötesinde bir alışveriş merkezi idi burası. O yüzden bugünün camilerinin çevresinde açılan marketleri mazur görün. Tarih boyunca ibedathenlerin bir diğer işlevi önemli ticarethane merkezleri olması tıpkı kabe de olduğu gibi. Artemis Tapınağı da içi ibadethane dış çevresi ise önemli Pazar yeri idi. M.Ö 21Temmuz 356 yılında Herostratus denen deyyus ününün dünyaya yayılacağını düşünerek bu güzelim tapınağı yakmıştır. Yaktığı yıl doğmuş olan Büyük İskender namlı deyyus çok istemiş olsa da tapınağı yeniden yapma imkânı bulmadan hakkın rahmetine kavuşmuştur. Takipçileri dönem dönem tapınağı onarmış olsalar da günümüze pek bir şey kalmamıştır. Birçok eserde olduğu gibi çoğu parçası yurtdışına kaçırılmış bir o kadar da yöre insanlarının ahır duvarlarını süslüyor.
Leyleklere yuva olmuş tek sütun. Fotoğrafta gördüğünüz gibi geriye “bir zamanlar bütün görkemi ile burada bir tapınak vardı ben de onun bir parçası idim” diyen gördüğünüz tek sütun kalmıştır. Başa dönüyorum. Konumuz güzellik idi değil mi? Güzellik. Tescil eden kişilerin toplumların ötesinde bir anlam taşır. Güzellik aşk ve emek ile ayakta kalabilen bir olgudur. Zaman onu ne kadar yıpratsa da ona sahip olanların gösterdikleri ilgi alaka onu zamanın yıpratıcı etkisine karşı yarınlara taşır. Ne demişti bizim bilge Veysel “güzelliğin on para etmez bu bende ki aşk olmasa”. Demek istediğini şimdi çok iyi anlıyorum: Güzellik değerbilir insanların ellerinde yaşar ve yarınlara aktarılır. Dostça kalın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder